Anasayfa

Hakkımızda

Referanslar

Departmanlar

Workshoplar

Haberler

SSS

Bize Ulaşın

Linkler

 

BİR ZAMANLAR “AMIGA SCENE”                                                                                       pdf download
Anıl Savaş Kılıç

Joker Crew’ün swap ve spread işlerinden sorumlu üyesi Ventor, rakip Zombie Boys’un karargahına girmeye karar verir. Hem de elini kolunu sallayarak, ön kapıdan girecektir. Sürekli rekabet içinde oldukları ve bültenlerinde sıkça küfrettikleri Zombie Boys’tan kimse onu daha önce görmemiştir.

Ventor, Joker Crew’dan olmayan bir arkadaşıyla yola koyulur ve karargahın kapısına gelir. İçeri girmeleri kolay olur, Zombie Boys’un kurucusu Turbo tam karşısında oturmaktadır. Ventor, tam fark edilmediğini düşünüp gevşediği anda, Turbo elini masaya vurur ve adeta gürler: “Bize o küfürleri edip buraya nasıl gelirsin!?”. Turbo, onu tanımıştır, onu daha önce görmese de ajanları eşgalini önceden belirlemiştir. Ventor o an aklına ilk gelen cevabı vermek zorundadır ve oradan tek parça çıkabilmesi için o cevabın iyi bir cevap olması gerekmektedir. Şaşkın ve alabildiğine masum ifadesiyle ancak şu sözleri söyleyebilir: “Ben etmiyorum ki o küfürleri, zaten ben 64’çüyüm.”

Türkiye’de 80’lerin ikinci yarısı ve 90’ların ilk yarısında çocuklarına Amiga 500 ev bilgisayarı alan ebeveynler onları kendilerinin belki de hiçbir zaman bilemeyecekleri bir dünyanın içine soktular: ‘Amiga Scene’ dünyasına. Bilgisayarı oyun oynamaktan daha fazlası için kullanmak isteyen her genç kendini bu dünyanın içinde buluverdi. Müzik, grafik, kod, iletişim, oyun, gruplar, rekabet ve tabi ki Amiga 500, ‘Amiga Scene’ kültürünün vazgeçilmez öğeleriydi.

Bu ‘scene’in kökleri 80’lerde evlere bilgisayarların girmesiyle başlar, çocuklar ve gençler onları çoğunlukla oyun amaçlı kullansa da bazıları için bu yeterli olmaz: “Yaşım 12 iken, 1983 yılında babam bana bir Sinclair Spectrum aldı ve ilk iki yıl sadece oyun oynadım, ama sonra bu yetmemeye başladı, Spectrum’la birlikte gelen bir kılavuzu okuyarak Basic dilinde program yazmaya başladım ve Mehmet Ali Şahin (Malice) ile tanıştıktan sonra basic kodlarını makine diline çevirip modifiye etmeye, sonra da tamamen makine dilini kullanmaya başladık”, diyor Tunç Dindaş (Turbo), kendisi Türkiye’deki ‘Amiga Scene’ini başlatan Zombie Boys’un kurucu üyesi. Grafiğe olan merakı nasıl olduysa grafik çiziminin henüz sayılarla yapıldığı zaman başlamış: “Spectrum bilgisayarda grafik çizmek için önce kareli defterde koordinatları belirlerdim ve ekranın nerelerinin boyanması gerektiğini bilgisayara sayılarla girerdim. Sonra Cobol ve Basic öğrendiğim kursta kullandığım Casio bilgisayarla çizim yaptım, grafiklerde 8 renk kullanabiliyorduk.”

1986-87 yıllarında Amiga 500 nihayet kendini Türkiye’de gösterir. Grafikleri ve sesiyle bilgisayar kullanıcılarını hemen etkisi altına alır. Turbo grafiğe daha önem vermesine rağmen “Amiga 500’ü ilk Commodore Show 87’de görmüştüm ve sesinden çok etkilenmiştim” derken, kullanıcıların artık tek düze seslerden ne kadar sıkıldığına da bir örnek teşkil ediyor. Amiga 500 gerçekten çok farklı bir bilgisayardı; işletim sistemi bilgisayar açılır açılmaz yükleniyor, oyunları kasetten dakikalarca yüklemek yerine bir disketi takıp biraz beklemek yeterli oluyor ve beklediğinize de değiyordu: 4096 renk paleti sunan, 8 bitlik ses örnekleriyle (sample) müzik yapmanızı sağlayan, 512K Ram belleği olan ve 20 MB’lık da harici sabit disk takılabilen (fiyatını ödeyebilirseniz) ev bilgisayarı Amiga 500’le gerçekten oyun oynamaktan çok daha fazlasını yapabilirdiniz.

Bundan sonrasını Turbo’dan dinliyoruz: “İlk aldığım oyun Psygnosis firmasından çıkan Barbarian’dı. Bir süre oyun oynadıktan sonra Deluxe Paint programıyla tanıştım. Grafik işine iyice merak saldım. Bilgisayarcılardan oyun ve program çektirmek pahalı gelmeye başlamıştı. Spectrum’da eskiden beri zaten oyunları kendimiz kırıp oynuyorduk.”

Bir gün bir bilgisayarcıya bir oyunun dört katı para verip bamiga sector 1 adlı programı satın aldım. Artık oyun kopyalayabiliyordum. Niko lakaplı arkadaşımla Commodore128 ve Amiga 500 oyunlarını Zombie boys olarak kopyalayarak satmaya başladık. Bakırköy’deki Sorbim Bilgisayar’da Ghost lakaplı kişiyle tanıştık, C64’çüydü ve bize katıldı. O şirkette Amiga sorumlusu Ömer Sinan Polat (Move) Amiga’da makine diliyle kodlama yapan ilk adamdı. Kendi çabalarıyla, kaynaklara başvurmadan yazıyordu.

Oyunların yüklenirken başlarında o oyunu kimin dağıttığına, kimin kırdığına dair bilgiler olurdu ve aynı esnada grubun müziği ve grafikleri görünürdü. Her türlü kontak bilgisi de bu introlarda yazardı. Yeni oyun ve programların nereden geldiğini çok merak ettiğimden bu introlardaki adreslere mektup atmaya başladım, bir anda cevap yağmaya başladı, çünkü onlara Türkiye’den ilk yazan kişi bendim. Hemen hepsiyle yazışmaya (swapping ) başladım. Örnek kaynak kodlar göndermeye başladılar. Ben de gelenleri hem kullandım hem de başkalarına gönderdim (spreading ). Gelen source kodları Move’a verdim ve böylece kendini hızla geliştirmeye başladı. O da Zombie Boys’a katıldı ve bir anda Türkiye’nin en büyük grubu oluverdik. Kendi introlarımızı yapabiliyorduk ve kendi oyunlarımızı getirip dağıtıyorduk. Oyun kırık gönderilmişse onu dağıtırdık ve introya “spread by zombie boys” yazısını eklerdik. Eğer oyunu biz kırdıysak “cracked by zombie boys” yazardık.

Commodore Show ‘89 bizim için tam bir gövde gösterisi oldu, biraz da dağıttık, Teleteknik standında kopya oyun satıp, standlara spreyle yazılar yazıyorduk. Grup daha da gelişmeye başladı, yurtdışından da üyeler katıldı: Norveç, Finlandiya ve İsviçre’den grup üyelerimiz oldu. Daha sonra Move işini değiştirdi, yeni işyeri bizim mekanımız oluverdi. Zamanımızın çoğu orada geçti. Diskmag’ler çıkarmaya başladık. Mag’lerimiz yurdışında cracker journal’larının en ünlüsü oluverdi. Gruplar hakkında son haberler, yazılımlar veya piyasa haberleri, swapper’ların yazışma adresleri ve hatta film ve müzik eleştirileri bulunan mag’ler şimdiki web sitelerine çok benziyorlardı ve mektup yoluyla tüm Avrupa’ya dağıtılıyorlardı.

Aynı zamanda demolar da yapıyorduk, demolar tekil olarak diskette dağıtılan bir nevi “show real”lardı, grubun kodlama, grafik ve müzik kabiliyetini gösterirdi. 1992 yılında ismimizi Bronx yaptık ve Zombie Boys ismini bir bilgisayarcı dükkanına sattık. Amiga macerasının sonunu ise 1996 yılında Hannover’de yapılan CEBIT fuarında gördük, her tarafta PC ve oyun konsolu firmaları vardı. Commodore/Amiga’nın ise bir köşede sığıntı bir standı duruyordu.”


Notlar:
Resim ve bilgi için: http://www.sinclaircomputers.com/spectrums.htm

Basic: Basic, ilk programlama dillerinden olmasına rağmen hala en basit ve en popüler dillerden biridir. Özellikle IBM’in ürettiği ev bilgisayarlarında bu programın standart olarak bulunması bu dili çok yaygınlaştırdı. Halen programlama dillerine giriş derslerinde örnekler Basic diliyle verilmektedir.

Makine dili: Makine dili en düşük seviye (en temel) programlama dilidir, kodlar sadece “0” ve “1”lerden oluşur. Bilgisayarların doğrudan anlaşmak için kullandığı dildir; bilgisayarlar sadece “0” ve “1”lerden anlar. Başka bir dilde de program yazılsa bu kodlar bir derleyici tarafından makine diline çevrilir ve bilgisayara bu şekilde iletilir.

COBOL (Common Business Oriented Language): Ticari uygulamalar için geliştirilmiş ilk yüksek seviye programlama dilidir. Doğal İngilizce’ye yakın bir programlama dili olan COBOL ile özellikle veritabanları oluşturmak diğer dillere gore daha kolaydı.

Commodore Show: Commodore firmasının Türkiye distribütörü Teleteknik’in 90’ların ortasına dek senede bir kez düzenlediği fuar.

X-Copy: O zamanlar Amigalarda disket kopyalamak için şu an kullandığımız CD yazıcı programlar gibi programlar kullanmak gerekiyordu. Bunların en popüleri x-copy idi.
C64’çü: Commodore 64 kullanıcısı.

Intro: Amiga’da oyunlar disketten yüklenirken, araya intro denen bölümler konurdu, bu bölümler oyunu kıran bilgisayar grupları tarafından bir çeşit “credits” bölümü olarak eklenirdi, ASCI karakterleriyle çizilen basit grafikler de, 3 boyutlu vektör grafikler de bu introlarda bulunabilirdi. Müzik için de aynı şey geçerliydi, farklı boyutlarda müzikler bulunabilirdi: sadece 10K yer tutan bir chip music, 120K’lık sample barındıran müzikler veya sessizlik.

Swapping: Amiga gruplarının vazgeçilmez departmanı. Swapper’lar yurtiçinde ve yurtdışındaki diğer gruplarla yazışırlar, onlara ürünlerini ve haberlerini yollarlar ve aynı şekilde diğer grupların ürün ve haberlerini alırlardı. İnternet olmadığı için tüm bu yazışmalar posta kanalıyla yapılırdı.

Source code: Kaynak kod, programların programcılar tarafından yazıldıkları açık ve değiştirilebilir şekli.

Spreading: Amiga gruplarının dağıtım departmanı, kırılan oyunlar spreaderlar tarafından yayılırlar.

Diskmag: Disk’te sunulan elektronik magazinler, Amiga grupları bunları hem prestij amaçlı, hem de iletişim amaçlı üretirlerdi. Şimdiki web sitelerine çok benzerlerdi ama hepsinde müzikler olurdu, müzikler grubun müzisyeni tarafından yapılır ve birden fazla sayıda olurdu. Web sitelerinden bir farkları da internet değil posta yoluyla erişilebilmeleriydi.
Cracker Journal: Bir nevi diskmag, örnekler için http://www.back2roots.org/Disks/Mags/C/
Demo: Grupların tüm kodlama, müzik ve grafik yeteneklerini sonuna kadar kullandıkları gösteri amaçlı yapılan video art lar, sadece 4K lık boyutlarda çok etkileyici demolar yapılabiliyordu. Örnek Amiga demoları için: http://www.back2roots.org/Demos/AGA/


Geri Dön